AYPA-TV Guinnes Rekorlar Kitabina göre "Dünyanin En Kücük Televizyon Kurumudur"...

 


Gazeteci Sinan Kara


"Benim doğru bildiğim yol onlara göre yanlış.
Yanlışa giden yol ise onlara çıkıyordu."

 

Cagdas Gazeteciler Dernegi ==> www.CGD.org.tr

 

 

 

 

 

 

 


Gazeteci Sinan Kara


Sinan Kara'nın Gazetesi


Sinan Kara'nın Haberleri


Haberlerde Sinan Kara


Sinan Kara Mahkemede


Sinan Kara'ya Destek


Sinan Kara'nın Avukatı Burhan Apaydın


Sinan Kara'nın Oğlu
Burhan Apaydın Kara


Ziyaretci Defteri'ni OKU
Ziyaretci Defteri'ne YAZ


Sinan Kara Yahoo! Groups



Gazeteci@SinanKara.com


Tel : 0537 354 72 74


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sponsor:

AYPA-TV ist laut Guinness Buch der Rekorde "Der kleinste Fernsehsender der Welt"

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Datça Haber
Gazeteci Sinan Kara'nın Aktüel Konular Hakkındaki Yazılarını Okumak için
Buraya Tıklayınız...


Sinan Kara Yargılandı - Haberciler - 16.09.2003
 


 

                  Cumhuriyet 10.05.2003

Sinan Kara'nın Başına Gelenler

Sinan Kara 'yı artık iyi tanıyoruz. O Datçalı bahtı kara bir gazeteci. Mesleğini, yalnızca mesleğini dürüstçe yapmaya çalıştığı için başına gelmedik kalmadı. Kalmadı diyorum, ama onun başı hâlâ dertten kurtulmuyor. Yerel güçlerin tekerine çomak soktuğu için ha bire ceza alıp duruyor.

Önceki gün Sinan'ın iki davası daha vardı ve ikisinden de ceza aldı. Marmarisli meslektaşı Mehmet Yürek bakın onun başına gelenler için neler yazdı: ''Bugün (5 Mayıs 2003) Sinan Kara'nın duruşmaları için yine Datça'dayız. Sinan bugün beş ayrı davadan yargılandı. Dava konularına bakınca aklıma bundan 365 yıl önce Kızıl Kardinal 'in söylediği şu fenomen geldi, her nedense: 'Dünyanın en zeki, en kurnaz ve dürüst insanına altı satır yazı yazdırın, onu giyotine gönderecek en az bir açığını yakalarım.' (Kızıl Kardinal Richelieu-1639)

Bana bu çağrışımları yaptıran olgu, Sinan'ın dava konuları. Birinci duruşma, parasızlıktan bir büro kiralayamadığından evinin bir odasında gazetesini çıkarmaktan ötürüydü. Davayı açanlar, yasalarda bunun suç olmadığını göremediklerinden ve karşılığında verilecek bir ceza bulamadıklarından ötürü beraat vermek zorunda kaldılar.

İkinci dava, Datça kaymakamının köpeklerin denize girişini yasaklayan kararını haberleştirip Hürriyet ve Milliyet'te yayımlamasıydı. Bu dava 16 Haziran 2003'e ertelendi. Üçüncü dava, Datça Camii cemaatinden, camiyi onaracağım diye para toplayıp kendisine makam otosu alan Datça müftüsünün Sinan'ın gazetesinde haberleştirilmesiydi. Bu dava da 16 Haziran 2003'e ertelendi.

Dördüncü dava, Sinan'ın gazetesini beyanname vermeden çıkarmasıydı ve bundan Sinan'a yirmi milyar lira para cezası verildi ki, Sinan'ın parası olmadığından bu paranın ederi kadar hapiste yatacak.

Beşinci dava, MEKA İnşaat'ı tehdit davasıydı ve Sinan bundan ertelenemez ve paraya çevrilemez hükmüyle bir yıl hapis aldı. Sinan'ın, bu mahkûmiyete konu olan haberi, halka ait plajın kumunu MEKA isimli bir firmanın izinsiz olarak inşaatında kullanmasıydı. Sinan, bu haberi yazarken inşaat firması sahibi tarafından arandığını ve bu haberi yazmaması karşılığında iki milyar lira rüşvet teklif edildiğini de belirtmişti. Sinan, bu teklifi reddettiğini, durumu olduğu gibi Doğan Medya grubundaki yetkili Filiz Hanım'a da aktardığını açıkladı. Datça Kaymakamlığı, Sinan'ın haberi üzerine inşaatı mühürleyerek MEKA İnşaat'a 3.500.000.000 TL. ceza kesmişti.

MEKA İnşaat sahibi daha sonra savcılığa başvurarak 'Sinan Kara beni arayarak iki milyar rüşvet istedi, yoksa kum çalınma olayını yazacağını söyleyerek tehdit etti' diyerek şikâyet etmişti. Aynı şikâyetini Basın Konseyi'ne de göndermişti. Basın Konseyi durumu araştırmadan müteahhide inanarak Sinan'a kınama cezası vermişti. Sinan bu haksızlığa karşı Basın Konseyi'ni dava etmişti. Davası reddedilen Sinan, şimdi davasını AİHM'ye götürmeye çalışıyor.

Sabah girdiğimiz duruşmalardan saat 15.30'da çıktığımızda Sinan'ın cep telefonu çaldı. Evinin telefonu borçtan kesik olduğundan komşusundan Sinan'ı arayan eşi Gülistan elektrik idaresinden gelinerek evinin elektriğinin kesildiği haberini verdi. Rüşvetten hüküm giyen gazetecinin evinin kirası ödenmemiş, elektriği ve telefonu da borçtan kesilmişti.

Soru şu: Kimler, niçin, nasıl ve neden Sinan'ın bahtını karartıyorlar? Cevabını duruşmaya gelen Datçalı eski bir köy muhtarı verdi: 'Bak dedi, ben Marmaris'i iyi bilirim. Sizin Marmarisli bazı gazeteciler kurnaz. Evren Paşa'nın, belediye başkanının etrafında dönüp duruyorlar ve sürekli onları övüyorlar. Kaymakama, emniyet müdürüne yaklaşımları hep budur ve asla başları ağrımaz ve hep ihya olurlar. Ama bizim Sinan, kaymakamla, savcıyla, müftüyle, müteahhitle, hepsiyle uğraştı. Bunlar da Datça'nın devleti. Tabii bizim yerel devletlilerimiz de aralarında birleşerek Sinan'ı yok etmeye karar verdiler ve yağmur gibi dava ve dolu gibi ceza yağdırarak bitirdiler çocuğu. Kaymakamı, müteahhidi ve müftüyü de aynı İstanbullu kadın avukat temsil ediyordu. Müftüye ve kaymakama sorun bakalım, bu avukatı hayatında görüp duymuşlar mı? Tanıyorlar mı? Avukat İstanbullu, MEKA İnşaat'ın avukatıdır.'

Araştırmacı gazeteciliğin gerilerde bırakıldığı, soruşturmacı gazeteciliğin dolu düzgün yürüdüğü dünümüzde Sinan Kara'lar, kanunlar ve Basın Konseyi'nce böyle cezalandırıldı işte. Yineliyorum. Sinan Kara gibi dürüst ve cesaretli gazeteciler toplumun namusudurlar. Onlara sahip çıkmak namusumuza sahip çıkmaktır. Tabiidir ki sözümüz namusu olanlara namus bilinçleri ve ölçeklerinde.''

Oral Çalışlar - Cumhuriyet 10.05.2003 ocalislar@cumhuriyet.com.tr 

Sinan Kara - Cumhuriyet Dergi - 04.05.2003

Cumhuriyet Dergi - 04.05.2003
Oğlum, devletin savcısıyla uğraşılmaz

Gazeteci Sinan Kara 14 davadan yargılandı. Avukatı, ismini çocuğuna verdiği Burhan Apaydın'dı.

Sinan Kara baba öğüdünü çiğnemiş, yani "Devletin savcısı, kaymakamıyla uğraşılmaz, sen de uğraşma" lafını kulak ardı etmiş bir gazeteci. 14 davadan hüküm giymiş, kesinleşmiş sekiz buçuk yıl cezasından 44 gün yatmış, bir yıldan fazladır ki gazetesiz kalmış. O da oturup "Sinan'ın 'Kara' Kitabı"nı yazmış, mesleğe nasıl başladığını anlatmış, gazetesi "Datça Haber"i, Datçalıları gülümseten, Datça'yı yönetenleri kızdıran haberlerini, tepkileri, destekleri aktarmış... Yargıtay'ın 13 davası hakkındaki kararını bekleyen Sinan Kara ile Berat Günçıkan konuştu:

Neden cezaevine girdiniz?

Kaymakamlığa verilmesi usulden olan iki adet gazeteyi bırakmamaktan...

Bunun için mi 44 gün yattınız?

Bu görülen neden. Yaz günü bir arabayı çevirip, neden takoz ve çekme halatı bulundurmadığını sormaya benzeyen bir ceza ve ilk defa bana uygulandı. Çünkü haberlerimden dolayı dava açamıyorlardı...

Bu haberlerde ne vardı?

26 Aralık 2000'de Datça Kaymakamı bir iftar yemeği düzenlemişti ve bu yemekte sadece bürokratlar ve siyasiler vardı. Kaymakama "Neden bu yemekte fakir fukara yok" diye sorduğumda "Datça'da fakir bulamadık" yanıtını aldım. Ertesi gün, bu haberi gazeteme manşet yaptım, "Fakirlere Bak Fakirlere" dedim, aile fotoğrafını bastım. Bu fotoğrafta, kaymakam, hâkim, savcı, garnizon komutanı vardı... Ertesi gün savcı beni mevcutlu, yani polisle çağırdı ve "Sen devletin savcısını nasıl fakir gösterirsin" diye sordu.

Tutuklandınız mı?

Beni bunun için mi çağırdınız diye sorduğumda, hakkımda terör örgütü üyeliği nedeniyle ihbar olduğunu söyledi. Hakkımda takipsizlik kararı verildi. Ama yine de DGM'ye sevk edildim. Kısacası her şey bu yemek haberiyle başladı...

Kaç kez mevcutlu gittiniz savcılığa?

Yalan olmasın, 15-20 kez gitmişimdir.

Kitabınızdan anlaşılan bir tek kaymakamlığa o gün yayımlanan gazeteyi göndermemekle suçlanmamışsınız...

Evimin bir odasını gazetenin idari yeri olarak kullanmakla da suçlandım ve 24 ay hapis cezası yedim ama bu suçun yasada karşılığı yok, hiçbir yerde yok. Yani yasa evinin bir odasını gazetenin idarehanesi olarak kullanırsın ya da kullanamazsın demiyor. Onlar da kanaat getiremeyip Basın Yasası'nın 8. maddesine soktular.

Başka ne gazetecilik suçları işlediniz?

Datça'nın eski kaymakamına hakaretle de suçlandım... Kaymakam Knidos'ta bulunan eserleri Marmaris Müzesi'ne gönderiyordu, oysa biz "eser bulunduğu yerde değerlidir" diye biliyoruz. Bunun üzerine bu haberle birlikte bir de karikatür yapıp yayımladım. Karikatürde sütunlardan birinin başına kaymakamın kafasını yerleştirip, altına "Elimizde tarihi eser olarak bir tek bu kaldı" diye yazdım. Yargıtay onayladı, 3 ay 15 gün ceza aldım...

Gazeteniz kaç sayfaydı?

Genelde sekiz, ama habere göre on sayfa da çıkıyorduk...

Kaç kişilik ekiptiniz?

Tek başıma çıkarıyordum, gazetenin her şeyi bendim...

Kaç yaşında başladınız gazeteciliğe?

Erzurum'un Hınıs ilçesinde babam Hüseyin Kara'nın çıkardığı "Hınıs Sesi" gazetesinde çalışmaya başladım, hurufat dizmekten, kalıp bağlamaya, haber toplamaktan dağıtıma her şeyle ilgileniyordum. Hınıs'ta toplam 130 köy vardı, bisikletimle dolaşır haber toplardım... Babam da o öğüdünü "Oğlum devletin savcısı, kaymakamı ile uğraşılmaz" lafını o zaman söylemişti, çünkü Hınıs Devlet Hastanesi'nde doktorlarla hemşirelerin horoz dövüştürdüğünü görüntülemiş ve yazmıştım, onlar da intikamlarını babamı döverek almışlardı...

Hınıs'tan Datça'ya...

Orta ikide eğitimimi bırakıp tümüyle gazeteciliğe yöneldim. Babam ve ailem Ankara'ya yerleştiler, ben de askere gittim, dönüşte eski bir dostun peşinden Datça'ya geldim...

Hâlâ aynı kaymakam mı var, Datça'da?

Evet.

Çıktıktan sonra hiç karşılaştınız mı?

Hayır.

Gazeteniz de kapalı, yeniden açacak mısınız?

Açıkçası kaymakamın gitmesini bekliyorum. Neden derseniz, geçen gün gazetemi faaliyete geçirmek için istedikleri gibi beyanname verdim, ama onlar inatla "Sen gazeteyi evinden çıkaramazsın" diyorlar. Olay artık trajikomik hale geldi, bana bu gazeteyi açtırmıyorlar...

Karınız, çocuklarınız ne diyor bu trajikomik hallere?

Eşim başlarda "Sinan biraz temkinli ol" diyordu, ben de ona anlatıyordum, başka bir seçeneğim olmadığını, onurum için bunun gerektiğini... Şimdi her şeyin farkında, yeniden cezaevine girmeme de hazır durumda. İkimiz de biliyoruz ki, dünya bireylerden ve menfaatlerden oluşmuyor, gelecek adına iyi bir şeyler yapmamız lazım...

Oğlunuzun adı Burhan Apaydın...

Burhan Apaydın bana inandı ve davalarımı karşılıksız aldı, inanın dünyanın parasını tutan harçları bile o üstlendi, tamamen kendi meselesi olarak görmeye başladı, 84 yaşında Datça'ya gelip davalara katıldı. Bu benim çok hoşuma gitti, yapabileceğim bir jest olmalı diye düşündüm ve oğluma onun ismini verdim...

Mal varlığınızı açıklayın desek...

Hiçbir gayrimenkulüm yok.


 


 


 
 

 

 
 
 

 



 

 



 

 

 

 

SinanKara.com SAYFA 2 

SinanKara.com SAYFA 3 



 

 

 

 

REKLAMLAR

Sinan Kara'nın
Aktüel Yazıları

Gazeteci Mehmet Yürek'in Yazıları

DATÇA HABER 

 

DENİZ İNŞAAT TURİZM ve TİCARET A.Ş. Müh. İsmail Deniz
 


ÇGD


UĞUR MUMCU - SAKINCALI PİYADE
UĞUR MUMCU


Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Mamak Askeri Cezaevi, Haziran 1971
Deniz Gezmiş
Yusuf Aslan
Hüseyin İnan
01 02 03 04


EVRENSEL
Evrensel


Metin Göktepe
Metin Göktepe



AHMET KAYA
AHMET KAYA


BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ENGELLENİYOR
Basın Özgürlüğü Engelleniyor - TGC







 

 

   

 
   

Bu site Gazeteci Sinan Kara'yı desteklemek için Avrupalı Türk Gazeteciler tarafından hazırlanmıştır. 
© 2002 / 2003
- Dipl.-Ing. Ali YILDIRIM - AYPA-TV   -   28.09.2002 - 16.09.2003

Ziyaretçi Sayısı:

FastCounter by bCentral