AYPA-TV Guinnes Rekorlar Kitabina göre "Dünyanin En Kücük Televizyon Kurumudur"...

 

 

Sinan Kara

Gazeteci

 

Cagdas Gazeteciler Dernegi ==> www.CGD.org.tr

 

 

 

 

 

 

 


Gazeteci Sinan Kara


Sinan Kara'nın Gazetesi


Sinan Kara'nın Haberleri


Haberlerde Sinan Kara


Sinan Kara Mahkemede


Sinan Kara'ya Destek


Sinan Kara'nın Avukatı Burhan Apaydın


Sinan Kara'nın Oğlu
Burhan Apaydın Kara


Ziyaretci Defteri


Sinan Kara Yahoo! Groups



Gazeteci@SinanKara.com


Tel : 0 546 212 33 44


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sponsor:

AYPA-TV ist laut Guinness Buch der Rekorde "Der kleinste Fernsehsender der Welt"

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Datça Haber

Sinan Kara olayı ders olmalı - Zaman - Ekrem Dumanlı - 24.03.2003

Sinan Kara Basın Konseyi'ne Dava Açıyor - Zaman - Zafer Özcan - 21.03.2003

Zamanı Kara Gazetecilik - Sansursuz.com - Nazım Alpman - 08.01.2003

‘Mağdur gazeteci’ Kara’yı Basın Konseyi de kınadı - Zaman - 20.03.2003

Sinan Kara, “Aleyhte Yayın Tehdidiyle Çıkar Sağladığı” Gerekçesiyle Kınandı - Basın Konseyi - 19.02.2003

Sinan Kara'nın "KARA" Kitabı Çıktı.
Sinan Kara ve Avukatı Burhan Apaydın'ın davalar ile ilgili dosya üzerinde çalışmaları. Burhan Apaydın avukatlıktan ziyede Sinan ile baba oğul gibi oldular.
Apaydın,Sinan'ın verdiği mücadeleye saygı duyduğundan ötürü davalarından ücret almadığı gibi tüm sıkıntılarına da geniş biçimde ilgi gösteriyor. Ve Sinan'ın başına gelenleri ise Yüzbaşı Dreyfus olayına benzeterek o'na destek oluyor.

DUYURU
Namuslu Gazetecilere
ve
Sözde Basın Konseyi'ne

Basın Konseyi isimli kuruluşun öncelikle yasal bir kuruluş olmadığını ve basının üzerinde Demoklesin kılıcı gibi bir tehdit unsuru olduğu gerçeği,19 Şubat 2003 tarihli sözde "Kınama" şeklinde bir kararı internet sitenizde yayınlamış olmanız nedeniyle öğrendim.
Öncelikle size açıkca soruyorum: Basın Konseyi ismi altındaki ve yarısından fazlası gazeteci olmayan kişilerden oluşan bu fiili topluluk hangi kanuna dayanarak oluşturulmuştur? Bir dernek durumunda olabilmesi için dernekler kanununa dayalı olarak ve İçişleri Bakanlığı'nın izni ile kurulmuş, dernekler kanunu hükümleri doğrultusunda yasal bir tüzüğü dahi bulunmayan Basın Konseyi ismi altında gerçek gazetecileri "kınama" yetkisini nereden almaktasınız?
"Kınama" deyiminin karşılığı, Türk Dil Kurumunun yayınladığı "Türkçe sözlük" isimli ikinci kitabının "yeni baskı"sının 851'nci sahifesinde "ceza" olarak nitelendirilmiştir. Kınama deyiminin anlamı "ayıplama, takbih" şeklinde tanımlanmış ve aynen (kınama cezası, bir görevlinin işyerindeki davranışının yasa ve tüzüğe aykırı olduğunu bildiren ceza) olarak tarif edilmiştir.
Ey Basın Konseyi ismi altındaki kuruluş! Siz "Konsey" sıfatını kimden aldınız?
Yine, Türk Dil Kurumu'nun türkçe sözlük eserinin ikinci kitabının "yeni baskı"sının 893'ncü sahifesinde "Konsey" deyiminin karşılığı, "Yönetim görevi yüklenmiş kimselerden oluşmuş" topluluk şeklinde tanımlanmış ve buna örnek olarak, konuları tartışmaktan öteye "Milli Güvenlik Konseyi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi" gösterilmiştir.
Böylece yasalara aykırı ve sadece "Basın Hürriyeti" faaliyeti doğrultusunda görev yapan gerçek gazetecileri korkutmak ve gazetecilerin haysiyet ve şerefiyle oynamaktan öteye geçemeyen bir fiili topluluk olduğunuz ortaya çıkmıştır.
Sözde Basın Konseyi'ni oluşturan sizler, daha Anayasayı ve Basın Kanununu bilmekten habersiz kişilersiniz. Anayasanın 138/2 maddesi, yargıçlar ve mahkemeler üzerinde doğrudan veya dolaylı yollardan etki yapılmasını, telkinde bulunulmasını yasaklamıştır. Basın Konseyi isimli bu fiili topluluk, Anayasanın 11. maddesinden dahi habersizdir. Anayasanın 11. maddesi, Anayasa hükümlerinin sadece yasama, yürütme organlarını değil bütün resmi kuruluşları ve ister sıfatı olsun ister olmasın tüm kişileri bağladığını belirtmiştir. Basın Yasasının 30. maddesini de bilmediğiniz anlaşılıyor. Bu yasanın 30. maddesi, görülmekte olan davalar ile ilgili olarak asla yorum dahi yapılamayacağını emretmiş ve aksine hareket eden yayıncıların hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörmüştür.
Ey sözde basın konseyi! Benim hakkımda, gazeteciliği özel çıkarlara alet etmek ve gazeteci olarak taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürmek ısnat ve iftirasında bulunan sizleri işlediğiniz üç suçtan dolayı ceza mankemesine vereceğim. Birinci suç, şahsıma hakarettir. İkinci suç, iftira suçudur. Üçüncü suç, görülmekte olan davaları yorum yaparak suç ısnadında bulunarak basın kanununun 30. maddesini çiğnemeniz suretiyle işlediğiniz suça aittir. Ceza davası açmaktan korkan pek çok kişinin yaptığı gibi, ben, manevi tazminat davası açmayacağım. Sizlere ıspat hakkı tanıyarak "kınama cezası" kağıdı altına imza atmış olan hepinizi yargı karşısına çıkartarak "sanık, ayağa kalk" dedirterek hesap sormak için derhal harakete geçeceğimi bilmenizi isterim. Bugüne kadar pek çok masum ve onurlu gazeteciye, çıkarları ihlal edilen kişilerin, işadamlarının yaptığı başvuruları gerçeğe dayanıyormuşcasına sonuçlandırarak gazeteci arkadaşlarımızın haysiyet ve şerefiyle oynama cüretini gösterdiniz. Ben şimdi sizleri yargı organı önüne çıkartarak yalnız kendi şeref ve haysiyetim yönünden değil, haksız yere kınadığınız gazeteci arkadaşlarım adına da hesap sormayı şerefli bir gazeteci olarak görev addediyorum.
Doğan Ömer Yalçınkaya ismindeki kişi ile ilgili olarak hakkımda kesinleşmiş bir karar olmamasına rağmen, sanki varmış gibi gerçek dışı davranışınızın hesabını soracağım.
Mehmet Karadağ ismindeki müteahhid, Datça sahillerindeki kumları izinsiz ve çevre kanununa aykırı olarak alıp mesken inşaatlarında kullanmış olması sonucunda inşaatı mühürlenmiş ve durdurulmuştur. İnşaatlarda deniz kumunun kullanılmasının Yalova, Adapazarı ve Karamürsel'de depremi faciaya dönüştürdüğü ve binlerce insanın ölümüne yolaçtığından sözde Basın Konseyi'nin haberi yokmudur?
Gazeteciler hakkında kendi akıllarınca kınama cezaları vermeye kalkışan bu kişiler en azından gazete okumuyorlar demektir. Gazete okumayanlar nasıl olurda gazetecileri kınamaya kalkışırlar. Datça, 1. derecede deprem bölgesidir, ben gazeteci olarak bunu yazdımsa ve "Kamyonlarca kum çalındı" diye başlık attımsa, ey sözde Basın Konseyi lütfen başınızı öne eğiniz. Çalınan kumlar, ayrıca bu milletin sahip olduğu topraklara karşı işlenmiş bir suçtur. Sizler, Datça savcısı için nasıl olurda "gerçeği yazan ben Sinan Kara'nın hapisle cezalandırılması için iddianame tanzim edip dava açarsınız" diyerek bu savcıyı Adalet Bakanlığına sözde temsil ettiğinizi klişe halinde kağıtlarınıza yazdığınız "Basın Meslek İlkeleri" adına neden dolayı şikayet yoluna gidip "kınama cezası" verilmesi için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bildirilmesini istemiyorsunuz da, gerçeği yazan bir gazeteci olarak beni "kınama" yoluna gidiyorsunuz.
Evet,işte bu nedenle başınızı öne eğmeniz gerekir.
Her iki dava da devam etmekte ve henüz kesinleşmemiştir, sözde Basın Konseyi olarak Datça'daki güvenilirliği kalmayan taraflı mahkemeden önce davranarak ve kendinizi yargı yerine koyarak suçsuz yere cezamı kestiğinizin farkında mısınız?
Ey sözde Konsey, onurlu yaşamak ve kalabilmek adına ben Sinan Kara'nın 1 yaşındaki oğluma süt alabilmek için fotoğraf makinamı bile sattığımı da biliyor musunuz?
Kaymakam'a gazete vermedim diye hapse atıldığımı ise size hatırlatmama sanırım gerek yok, sayın sözde Basın Konseyi topluluğu!
Gazetecilik bu ise, sizler gazeteci değilsiniz!
Kamuoyu önünde,hakkımda yaptığınız iftiralardan dolayı sizi ıspata çağırıyorum.
Ve siz elinizdeki sözde belgelerinizi, ben belgelerimi ortaya koyalım, haksız olan onurlu davranarak bu meslekten çekilsin.
Kamuoyundan kaçmayı sanırım bu satten sonra göze almazsınız.
Haydi memleket ve haysiyetli gazeteciler görsün kimlerin namusuyla yaşadığını...
Ne dersiniz?

Sinan Kara
Gazeteci
20 Şubat 2003




Öncelikle Zaman Gazetesi'nden Zafer Özcan'ın bu ikinci gazetecilik başarısı için kutlarım! Daha önceki çalışmasında eksik bıraktıklarını tamamlamış! Biraz çirkin, ancak kullanmadan edemeyeceğim bir deyimle "tüy dikmiş"..
Ama unuttukları var!
Öncelikle bir gün sadece kendi vicdanıyla baş başa kalacağını unutmuş. Hadi vicdanı da bir yana bırakalım. Hukuku, ahlakı ve çiğneye çiğneye sakız haline gelen gazeteciliğin temel ilkelerini de unutmuş.

Olayda ortada olan çok basit soruların cevaplarını göz göre göre atlamış.

Bu haberde ve olayda Basın Konseyi HUKUK CİNAYETLERİNDEN birini daha işliyor. Ve Zaman Gazetesi muhabiri bu haberle "su tabancasıyla" cinayet işlemeye kalkışan bir gönüllü tetikçi konumunda.

Çünkü
Hem konsey ve hem de gazete hem kendi kurallarını, hem de hukukun genel kurallarını ayaklar altına almakta, garip ve nedenleri pek de uzağımızda olmayan bir ısrarla Sinan Kara'ya saldırmaktadır.

Şöyle ki;

1 - Basın Konseyi "görülmekte olan bir davanın sonucunu etkileyecek şekilde" görüş açıklamaktadır. Konsey kendi kararında bile "davanın görülmekte olduğunu belirtecek kadar" hukuktan, hukuk ilkelerinden habersiz ve cahildir. Konsey kararında da belirtildiği gibi şikayet konusu olan iki haber de "mahkemelerde halen görülmekte olan davaların esasını" oluşturmaktadır.

Zaman Gazetesi de bugünkü haberinde hem hukukun temel ilkesini çiğnemiş, hem de görülmekte olan bir davayı etkileyecek şekilde yayın yaparak önemli bir gazetecilik ilkesini ayaklar altına almıştır.

2- Basın Konseyinin Saygın Üyelerine de kötü bir haberim var. Özel sözleşmeyle kurulmuş alalade bir kurum olarak yaptıkları iş "nüfuz kullanarak mahkemeye etki altında bırakmak" suçunun tanımlarına uymaktadır ve bu elinizde su tabancasıyla yargısız infaza kalkışmaktan daha ciddi bir sonuç doğurur.

Türk Ceza Kanununun 238. maddesinde düzenlenmiştir. İki yıldan başlayarak hapis cezasıyla cezalandırılmaktadır...

Kişisel olarak hiç bir ifadenin hapisle cezalandırılmasından yana değilim, ama bunu hukuksuzluğu da tespit etmek istiyorum.

3- Basın Konseyi "kendi kurallarını hiçe sayacak kadar" hukuktan ve hukuk mantığından uzak davranmaktadır.

Şöyle ki, Konsey kendi kurallarında başvuru süresini yapılan yayınlardan en geç iki ay sonrasıyla sınırlamaktadır.

Oysa Sinan Kara olayında şikayet konusu haberlerin tamamı 2001 yılında yayınlanmıştır, şikayet başvuruları ise iki aylık süreden çok çok sonra yapılmıştır..

Ayrıca şikayet üzerine yapılan incelemelerin iki ay içinde karara bağlanması gerekmektedir. Bu süre de aleni biçimde aşılmıştır..

İncelemede yer alan yüksek kurul üyeleri Sinan Kara'nın daha önce o ya da bu biçimde profesyonel olarak çalıştığı kuruluşlarla ilişkilidir. Oysa konseyin kendi kurallarına göre bu isimlerin bu soruşturmadan daha başlangıçta çekilmeleri gerekir.

Ayrıca Konsey'in şikayetlerle ilgili araştırma yaptırdığı ve bir kanaate vardığı anlaşılıyor. Bu nasıl araştırmadır ki, tehdit ve şantajla para istendiğini söyleyen şikayetçilerin, savcılığa şikayetlerinden önce Sinan Kara tarafından haber yapıldığı, bu haber sonrası haklarında işlem yapıldığı, suçlu bulunup ceza aldıkları atlanmış. Yani tehdit ve şantajdan şikayet ettikleri sırada haber çıkmış ceza almışlar. Tehdit ve şantajın gerekçesi kalmamış ki...

Dahası, araştırmacı konsey üyeleri, nasıl araştırmışlar ki, şikayetlerden çok çok önce "Bu Sinan Kara kimdir? Neyin nesidir? PKK destekçisi midir?" diye savcılığa imzasız suç ihbarı yapanlarla şikayetçilerin aynı kişiler olduğunu tespit edememiş. Dosyadaki ilişkilerde şikayetçilerin de araştırmacıların da yüzünü kızartacak daha çok şey var. Yeter ki gerçekten araştırılsın.

4- Basın Konseyi gazetecilik mesleğini düzenlemek üzere yasalar tarafından kurulmuş bir kurum değildir! Konsey belirli sayıda kuruluş ve insanın bir araya gelerek oluşturduğu bir "özel hukuk sözleşmesinden" ibarettir.

Dolayısıyla bu sözleşmeye taraf olmayan üçüncü kişileri bağlayıcı hiç bir yanı olmadığı gibi, bu iddiada bulunuyor olması, özel hukuktan tamamen farklı kurallara tabii bir "hak ve özgürlükler" alanında nüfuz kullanmakta, bu haliyle bile haberleşme hürriyetini ve haber almak hakkını ciddi biçimde ihlal etmektedir...

Gazetecilik özel hukuka değil, kamu hukukuna tabii bir meslektir. "özgürlüğünü" Anayasadan ve Uluslararası Sözleşmelerden almaktadır. Yoksa noterlerde yapılmış bir takım sözleşmelerle düzenlenemez ve sınırlanamaz. Bunun fiilen yapılıyor olması başından beri ciddi bir suçtur...

Yani şu "su tabancası" metaforuna son kez dönecek olursak; Basın Konseyi gerçek silahların, hapis cezalarının, mahkeme kararlarının olduğu bir hak ve özgürlükler alanına elinde su tabancasıyla dolaşan bir faniden başka bir hüküm taşımamaktadır.

5- Bu noktaya kadar dikkat edildiyse şekilden söz ettik. Haberlerin içeriğini hiç tartışmadık. Çünkü buna gerek bile kalmıyor. Ama sadece bir noktaya dikkat çekmek istiyorum:

Hepimiz biliyoruz ki Sinan Kara Mahkeme Başkanı, Tapu Müdürü, Parti Başkanları gibi askeri ve mülki erkana Kaymakam tarafından verilen ve parası "FAKİR FUKARA FONUNDAN KARŞILANAN" ünlü yemeği "FAKİRLERE BAK FAKİRLERE" başlığıyla verdiği için bu davalara ve tehditlere uğramıştır.

Ancak Zaman gazetesinin her iki haberinde de olayın temelini oluşturan bu konu "HİÇ AMA HİÇ GEÇMEMEKTEDİR".

Bunu da Zaman Gazetesi Muhabiri Zafer Özcan'ın vicdanına bırakıyorum..

Cengiz Erdinç
20.02.2003

NOT: BASIN KONSEYİNİN ÇİĞNEDİĞİ BASIN KONSEYİ KURALLARI

İster yazılı (gazete, dergi vb.) ister elektronik (radyo, tv vb.) ister sayısal (internet vb.) bir yayımın yapıldığı tarih üzerinden en çok iki ay geçmemiş olması şartıyla, Türkiye sınırları içindeki herhangi bir yayın (gazete, dergi, haber ajansı, radyo, televizyon) hakkında veya Basın Meslek İlkelerine aykırı davranan herhangi bir gazeteci hakkında Basın Konseyi'ne YAZILI OLARAK başvurabilirsiniz
Madde 23- Basın Konseyi Yüksek Kurul üyeleri, kendileriyle -geçici nitelikte bile olsa- iş veya dostluk yahut akrabalık ilişkisi olan kişi veya yayınlarla ilgili konuların incelenmesi, görüşülmesi ve karara bağlanması aşamalarına katılamazlar. Böyle bir durumu Yüksek Kurul üyesinin peşin olarak açıklaması beklenir. Hangi iş ilişkisinin bu kapsamda sayılacağına, tereddüt halinde Basın Konseyi Yüksek Kurulu, mevcut diğer üyelerin oyu ile karar verir.

Cengiz Erdinç
20.02.2003

Çagdas Gazeteciler Dernegi ÇGD GENEL BASKANI ISMET DEMIRDÖGEN'IN KONUSMASI 08.10.2002

  Sinan Kara, Babahan'la Tartıştı - Haberciler.com - 10.02.2003
- Gazeteci Sinan Kara Tahliye Oldu - Bianet.org - 07.02.2003
- Gazeteci Sinan Kara tahliye edildi - Haberciler.com - 07.02.2003
- Gazeteci Sinan Kara yarın tahliye oluyor - Bianet.org - 06.02.2003
- Gazeteci Sinan Kara tahliye oluyor - Haberciler.com - 03.02.2003

Datçalı gazeteci Sinan Kara cezaevinde! - Haberciler - 26.12.2002

  Zamanı Kara Gazetecilik - Sansursuz - Nazım Alpman - 08.01.2003
- Patron ve muhabir - Sabah - Ergun Babahan - 05.01.2003
- Öznesiz fikirler - Star - Umur Talu - 04.01.2003
- ‘Mağdur gazeteci’nin suç dosyası kabarık - Zaman - 04.01.2003
- Sinan Kara, iyi seneler! - Milliyet - Hasan Cemal - 03.01.2003
- Yeni yılın kutlu olsun Sinan! - Radikal - Celal Başlangıç - 02.01.2003
- Sinan Kara olayı - Milliyet - Derya Sazak - 30.12.2002
- Musa, 'kara talihimiz'e tanıklık etti! - Star - Musa Ağacık - 28.12.2002
- İnfazi Ertelenen Gazeteci Kara Gözaltında - Bianet.org - 26.12.2002
- Sinan Kara'ya ÖZGÜRLÜK - Akşam - Nazım Alpman - 26.12.2002
- Gazeteci Kara "Şimdilik" Serbest - Bia Haber Merkezi - 25.12.2002

Datça'dan bir çiğlık yükseldi! - 02.12.2002 ==> www.Haberciler.com

Onursuz Olsaydım Ödül Koleksiyonu Yapardım  - 29.11.2002 ==> www.Bianet.org

Sinan Kara Datça'da yerel gazetecilik yapan bir meslektasimiz. Ama gelin görün ki zordur tasrada gazetecilik yapmak. Hele son yasal degisikliklerden sonra PAHALI da... Sinan KARA davalar hakkinda milyarlarca liralik parayi ödemezse hapise girecek. Biz bu  meslektasimiza sahip çikalim istiyoruz. Mücdalesini destekliyoruz. ÇGD'nin basin toplantisi ve bildirgesini siz de okuyun. Katilin, destek verin... Açiklamanin tamami ve Sinan KARA'nin yasdiklarinin detaylari, içeride... - Cüneyt Özdemir ==> www.DeepNot.com

Avrupa bizi neden almiyor bir Datça öyküsü... - Ümit Aslanbay - 10.10.2002 ==> www.Stargazete.com

Sinan Kara'yı Parçalatmayalım - Sansursuz - Nazım Alpman - 19.12.02
Datçalı Sinan Kara'nin "kara" talihi - Akşam - Nazım Alpman - 19.12.02
Musa, Sinan Kara'ya Sordu
Star - 21.12.2002
Musa Ağacık

Musa Sinan Kara'ya Sordu - Star - 21.12.2002

AK ile Kara
Star - 24.12.2002 -
Umur Talu

Umur Talu - AK ile Kara - Star 24.12.2002

'Gazeteciye dokunma' - Hürriyet - Yalçın Bayer - 25.12.2002


Sinan Kara’ya Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi'nden Ödül - 15.12.2002


Sinan Kara’ya Avrupa’dan destek

Haber peşinde koşarken otoriteleri kızdıran Datçalı gazeteci Sinan Kara’nın başına gelenler, Avrupa’daki Türk gazetecilerin de gözünden kaçmadı. Mesleğinin gereğini yerine getirmekten başka birşey yapmayan Kara’yı yıllarca hapis ya da milyarlarca liralık para cezasıyla karşı karşıya getiren anlayış ve sisteme karşı mücadeleye katkıda bulunabilmenin yollarını arayan „Avrupalı gazeteciler“, ilk olarak meslektaşlarıyla dayanışma içinde olduklarını ilan etmeye karar verdiler. Geçtiğimiz Şubat ayında kurulan Avrupa Türk Gazeteciler Birliği’ne (ATGB) üye bir grup gazetecinin başlattığı imza kampanyasının ilk haftası içinde „Sinan Kara“nın yanında olduğunu açıklayan gazetecilerin sayısı 40’ı buldu. Bu arada bazı gazeteciler de bu durumu üyesi bulundukları meslek örgütlerinin gündemine getirmeye, bazıları da çalıştıkları yayın organlarında haber olarak yayınlamaya çalışacaklarını açıkladılar. Datça Haber gazetesinin sahibi, DHA’nın muhabiri, 11 yıllık gazeteci Sinan Kara’nın yaşadıklarının „Avrupa“nın gündemine gelmesi, kuşkusuz, „Avrupalı“ olma iddiasındaki Türkiye’ye kuşkuyla bakanların da işine gelecektir... Ama bu olasılık, „Avrupalı gazeteciler“in Türkiye’de haksızlığa uğrayan bir meslektaşlarıyla dayanışma çabasının karşısına çıkamaz. Çünkü, Türkiye’yi özgürleştirmek için, Avrupalılara „istediğiniz gibi yasaları değiştirdik, şimdi bizi aranıza alın“ diye seslenmek, yalvarmak ya da „diklenmek“ten başka yollar vardır. Böylesi dayanışmalar gibi... (gk) 

Sinan Kara'nın yanındayız! 

Biz Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde yaşayan basın çalışanları, gazeteci Sinan Kara'nın karşılaştığı baskıları yakından izliyoruz. Sinan Kara’nın "Avrupalı” meslektaşları olarak kendisiyle destek ve dayanışmamızı açıklamayı, baskıları kınamayı bir görev olarak kabul ediyoruz. 
Ömer Aktaş(Frankfurt), Erol Ars (Augsburg), İlhan Ayer (Hagen), Fikret Aydemir (Brüksel), Hayati Boyacıoğlu (Berlin), Çilem Bozturgut (Ulm), Mustafa Bozturgut (Ulm), Osman Çutsay (Frankfurt), Celil Denktaş (Berlin), Serap Doğan (Duisburg), Alaatin Erdinç (Ulm), Mustafa Kemal Erdemol (Londra), İrfan Ergi (Frankfurt), Engin Erkiner (Frankfurt), Numan Ersüren (Frankfurt), Işın Greiner (Ulm), Ali Güzel (Ulm), Selami İnce (Köln), Erdoğan Karayel (Ulm), Gürsel Köksal (Frankfurt), Meryem Kösterelli (Ulm), Tuncay Kulaoğlu (Nürnberg), Güray Öz (Frankfurt), Muharrem Özsöz (Frankfurt), Shirvan Nuray Sarıkaya (Stockholm), Mehmet Sarpay (Ulm), Ali Şahin (Ulm), Salih Şahin (Ulm), Hüseyin Şenol (Ulm), Erol iri (Stuttgart), Kenan Tanis (Ulm), Sadi Tekelioğlu (Kopenhag), Veysel Tepe (Ulm), Ayça Tolun (Köln), Vedat Topal (Ulm), Erdinç Utku (Brüksel), Mehmet Ünal (Mannheim), Ömer Yaprakkıran (Frankfurt), Ali Yıldırım (Berlin), Merdan Yıldırım (Ulm), Hasan Yitgin (Münih),
Hürriyet 
Hürriyet
 
Hürriyet  
Basın Konseyi    
Basın Konseyi
   
Bianet.org   

 

 



 

AAA

 

 

 

111 



AAA

11

 

 

 

AYPA-CHAT


DATÇA HABER 

 

ÇGD













 

 

   

 
   

Bu site Gazeteci Sinan Kara'yı desteklemek için Avrupalı Türk Gazeteciler tarafından hazırlanmıştır. 
© 2002
- Dipl.-Ing. Ali YILDIRIM - AYPA-TV   -   28.09.2002 - 10.03.2003


FastCounter by bCentral