|
| ||||||
|
Gazeteci Sinan Kara
"Benim doğru bildiğim yol onlara göre yanlış. Yanlışa giden yol ise onlara çıkıyordu." |
||||||
|
|
|
|
||||
|
Sinan Kara'nın Avukatı Burhan Apaydın Sinan
Kara'nın Oğlu
Ziyaretci Defteri'ni OKU
Gazeteci@SinanKara.com
| ||||||
|
Datça Haber
SİNAN'A KARA BİR YIL DAHA Geçtiğimiz yıl bu gün, Datça'da bir otobüs dolusu medya mensubuyla Sinan Kara'nın duruşmasında idik. istanbul, Ankara, İzmir ve Bursa ÇGD lerinin öncülüğünde güzel bir organizasyondu. Duruşmada Sinan'ın arkasındaki topluca onurlu duruşumuzu unutamam. Kanun devletimiz Sinan'ı gazetesinin bir nushasını kaymakama vermediği için onu hapse tıkmaya çalışıyordu. Biz ise kanun devletine karşı hukuk devletini savunuyorduk. Ve bu çağda bu ilkellikler nedeniyle sinanları hapse tıktırmama mücadelesi veriyorduk. Çünkü kanun devletinin herbirimizi veya hepimizi heran sinanlaştıracağının bilincindeydik. Duruşmadan çıknca Sinan'ı kurtardığımızı sanarak alıp Marmaris'e gelmiş ve bunu hepbirlikte kutlamıştık. Ertesi sabah Datça savcısının arkamızdan gönderdiği faxs emri ile Sinan yakalanmış ve bizim nezaretimizde Ula cezaevine konulmuştu. 2003 Yılına Kaymakama gazetesinin bir örneğini vermediği için cezaevinde giren Sinan, 2004 yılına da "Mert Çiller'i tehditten" dolayı yine cezaevinde giriyor. Oysa Mert Çiller korumalarını Sinan'a saldırtmış, tartaklamış ve fotoğraf makinesinide parçalatmıştı. Datça polis karakoluna mağdur ve şikayetçi giren Sinan sanık olarak çıkmış, daha sonrada "suçlu" yapılmıştı. Çünkü Sinan Hınıs'lı bir yerel gazeteci çocuğu muhatabı ise başbakan çocuğuydu. Çünkü bu ülkede toslayanın düşüp parçalanacağı bir hukuk devleti yoktu. Güçlü olanın delip geçeceği bir kanun devleti vardı. Mert bunu namertçe becermişti. Sinan'ı Datça Yerel kanun devletinin cenderesindeki süreçte tanıdım ve sinanlaşmaya çalıştım. Mert Çiller davasınının bütün safahatını birlikte yaşadım. Sinan'ı bu haksızlık sonucu gelen hukuksuzluktan sonra ceza evine koymamak için sonuna kadar direndim ama başaramadım. En son umudumuz olan iadeyi mahkeme talebimiz Muğla Ağır ceza Mahkemesinde rededildiği gün basın bayramıydı. Tüm yollar tıkandığından Sinan'ın ertesi gün teslim olup cezaevine girmesi gerekiyordu. Hukuk doğru işlemezse ve başka alternatif kalmazsa diye beynimde hazır tuttuğum ikinci projemi uygulamaya karar verdim. O da Sinan'ı Marmaris'ten Rodos'a ve Avrupa'ya gönderip iltica ettirmekti. Avrupadaki dostlarımla görüşmüş ve bunun hazırlıklarınıda yapmıştım. Sinan da bunu son çare olarak kabullenmişti. Bunu büyük bir sorumluluk olarak gördüğümden, bu işe gönül ve emek koymuş diğer ÇGD li dostlara haksızlık olacağından bir kaç dostun onayını almak istadim. Keşke bu hatayı yapmamış olsaydım. Nazım Alpman, Celal Başlangıç ve İsmet Demirdöven'e konuyu aktardım. Bu dostlardan Celal Başlangıç'ın şu itirazı beni durdurdu. ' Yahu Memet biz bin kişilik bir gazeteci ordusu olarak, bir arkadaşımıza sahip çıkamıyormuyuz?.' Sen onu Ankara'ya gönder. Halim Uslu ile ben görüştüm. Adlet bakanının yazılı emirle bozma sözü var. Gönder H. Uslu ile birlikte bakanla görüşsün. Söz vermiş, yenden yargılanma yolunu açacak. Celal'i dinleyip Rodos yatı yerine Ankara otobüssüne bindirdiğim Sinan şimdi 2004 üde cezaevinde karşılıyor. Tabii bu konuda sevgili dostum Celal Başlangıç'ı suçlayamam. O bu işe gönul ve emek koyanların en önde gelenlerinden biridir. Sadece Sinan'ı kurtarma yöntemlerimizde o hukuka inandı. Ben ise hep TC kanunlarını bildim. Her neyse bende dahil Celal'in bin kişilik gazeteci ordusu Sinan'ı kurtaramadık ve yeni bir yıla daha cezaevinde giriyor. Sinan'ın cezasını artık fazla umursamıyorum. 3 ay kaldı. Ama Sinan'ın geride bıraktıkları; eşi Gülistan, 4 yaşındaki kızı Berfin, 2 yaşıdaki oğlu Apaydın uykularımı kaçırıyorlar. Gülistan iki yavrusunu alarak Kuşadası'ndaki inşaat işçisi kardeşlerinin yanına sığındı. Ara sıra Gülistan ve Sinan'la telefon ile görüşüyorum. Dürüst, cesaretli ve doğru gazetecilik uğruna kendisini ve tüm aile yaşamını feda (kimine göre heba) eden Sinan'ın eşine bin kişilik gazeteci ordusu ve yetmiş milyonluk "cemaatten" bu güne kadar beşyüz milyon lira yardım sağlanabilmiş. Bunun üçyüz milyon lirasını ÇGD eski genel başkanı sevgili İsmet Demirdöven, ikiyüz milyonuda Engin Polat arkadaş göndermiş. Bu paraylada Gülistan çocuklarıyla Sinan'a bir ziyaret yapıp onun kışlık giysi ve içerdeki ihtiyaçlarını temin etmiş. Ne yazacağımı, ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Sinan ikinci yıldır yeni yıllarımı zehirliyor. Huzursuz ve mutsuz giriyorum yeni yıla. Ben Sinan'ı benleştirmeyi beceremeyince, o beni sinanlaştırdı. Bende bir protesto olarak kimsenin yeni yılını kutlamıyor, aksine herkese Sinan'ca yıllar diliyorum.
Urla'dan yazıyorum,
|
Sinan Kara'nın Gazeteci Mehmet Yürek'in Yazıları
|
|||||
|
Bu
site Gazeteci Sinan Kara'yı desteklemek için Avrupalı Türk Gazeteciler
tarafından hazırlanmıştır.
| ||||||
Ziyaretçi Sayısı:
FastCounter by bCentral